Sergi Hakkında
Mahrokh Fouladian’ın “ÖTEKİ” adlı kişisel resim sergisi, 16 Eylül–24 Ekim 2026 tarihleri arasında Himmet Öcal Khan Art Gallery’de.
Mahrokh Fouladian’ın “ÖTEKİ” sergisi, benlik ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri biçimler, izler, karşılaşmalar ve sessizlikler üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergideki eserler, bir insanın, bir nesnenin, bir zamanın ya da kendi iç dünyamızın öte tarafına bakma çabasını taşıyor.
Açılış kokteyli: 16 Eylül 2026, 17.30–18.30.
Sergi tarihleri: 16 Eylül–24 Ekim 2026.
Yer: Himmet Öcal Khan Art Gallery, Best Western Plus Khan Hotel, Kazım Özalp Cad. No: 10, 07040 Muratpaşa / Antalya.
SERGİ MANİFESTOSU
ÖTEKİ ve DİĞERİ
Hangisini söylersen söyle, kelimenin içinde hep bir mesafe vardır.
Bir taraf vardır.
Ve o tarafın dışında kalan başka bir taraf.
Belki de "öteki" tam olarak burada başlar.
Bizim olduğumuz yerin bittiği yerde.
Sartre, ötekini bizi kendi zihninde yargılayan bir yargıç olarak görür.
Levinas ise ötekini sömürülecek bir nesne değil, korunması gereken mutlak bir değer olarak düşünür.
Hegel için insan kimliği bireysel ve yalıtılmış bir mesele değildir. "Öz bilinç" ancak başka bir "bilinç" tarafından tanındığında oluşur. Daha basit bir ifadeyle, kendimizi tanımak için ötekine ihtiyacımız var.
Öteki, ayna ve öz bilincin koşulu olarak.
Friedrich Nietzsche tam tersi olarak bireyci ve radikal bir bakışa sahiptir. Ona göre gelenekler, din, toplum veya çoğunluk (ki o buna "sürü" der) şeklinde ortaya çıkan "öteki", yüce bireyin özgünlüğü ve bağımsızlığı için en büyük tehdittir. Toplum, kendi ahlaki etiketleriyle (iyi ve kötü), bireyi kontrol etmeye ve başkalarına benzetmeye çalışır.
Öteki, tehdit, sürü veya büyümenin önündeki engel olarak görülür / değerlendirilir.
İlginç olan şu ki, onların arasında bile bir "öteki" vardır.
Demek ki; öteki yalnızca karşımızda duran biri değildir.
Her şeyin bir öte yanı vardır.
Aynı kentin iki yakası gibi...
Gündüzün ardından gelen gece gibi ve gecenin içinde, ışığı bize milyonlarca yıl sonra ulaşan yıldızlar gibi.
Baktığımız halde dokunamadıklarımız vardır.
Gördüğümüz halde gerçekten göremediklerimiz...
Bazen gözümüzün önündeki bir şey bile bize öteki olur.
Çünkü insan yalnızca uzak olanı değil, yakın olanı da kaybedebilir.
Yıllarca emek verdiğimiz bir insan, bir gün tek bir cümleyle öteki olabilir.
Bir zamanlar ait olduğumuz bir ev, bir sokak, bir şehir, bir hayat...
Bir gün bize ait değilmiş gibi durabilir.
Bazı ötekiler ise hiç var olmamıştır.
Hiç yaşanmamış bir hayat.
Söylenmemiş bir söz.
Gidilmemiş bir yer.
Karşılaşılmamış bir insan.
Yine de bir şekilde varlıklarını sürdürürler.
Çünkü bazen olmayan şeyler, olanlardan daha uzun yaşar.
Belki de insanın bütün hayatı, kendisiyle öteki arasında gidip gelmekten ibarettir.
Kendimize yaklaşırken bir başkasından uzaklaşırız.
Bir başkasına yaklaşırken kendimizden uzaklaşırız ve sonunda fark ederiz ki; öteki dediğimiz şey, belki de bizden sandığımız kadar uzak değildir.
Öteki şimdi bir isim.
Bu serginin adı.
Ama yalnızca bu serginin değil; duyguların, karşılaşmaların, ayrılıkların, hatırladıklarımızın ve unuttuklarımızın da adı.
Buradaki her biçim, her iz, her sessizlik bir şeyin öte tarafına bakma çabası. Belki bir insanın, belki bir nesnenin, belki bir zamanın, belki de kendimizin... Çünkü bazen insan, aynaya baktığında bile kendisiyle karşılaşmayabilir.
Belki ben de birileri için ötekiyim. Belki siz de birileri için. Kim bilir?
Belki de hepimiz, bir başkasının hikâyesinde çoktan öteki olduk.
Belki de “Öteki” aynada göremediğimiz yüzümüzdür.
HOŞ GELDİNİZ
UMARIM RESİMLERİM KENDİ HİKÂYELERİNİ ANLATMAYI BAŞARMIŞTIR.
ONLAR ARTIK KENDİ YOLCULUĞUNDA.
BURADA OLDUĞUNUZ İÇİN HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM.
MAHROKH FOULADIAN














































